Evet an itibari ile sandıkların yüzde 50'si açılmış durumda. Sonuçları görmeyen yada görmek istemeyen bir kesimin varlığı kesinleşen durumlar arasında şuan itibari ile. Sonuçların ülkemizin yararı doğrultusunda olmasını en baştan beri temenni etmiştik.
Sonuçlarla ilgili en büyük temennim devlet içinde de camia içinde de, hükümet içinde de olumsuz yapının ortaya çıkarılması ve temizlenmesidir. Hiç kimse kendine öz eleştiri getirmiyor nedense. İnşallah bu süreç herkesin aklını başına toplaması için bir başlangıç olur.
Netleşmemiş haliyle oy oranları öyle gösteriyor ki AKP bu seçimlerde pek bi zararlı çıkmış sayılmaz. Sanırım balkon konuşmasında da bu netleşecektir. CHP için ise ifade edilecek en net bilgi İstanbul ve Ankara da yarışı beklediğinden geride tamamlamış olması olacaktır. Özellikle Mustafa SARIGÜL seçimi kaybetse de gözünü genel başkanlığa dikmiş olacağını da düşünüyorum. BDP-HDP cephesinin ise hiç kuşkusuz doğu-güneydoğu hattında daha da güçlendiği ve ilçe belediyelerini arttırdığı ortadadır. Seçim sonrası bahsettıkleri özerklik ilanı gelir mi bilemem fakat daha da güçlendikleri aşikardır. MHP de bu seçimlerde kazananlardan oldu sanırım. Özellikle cemaat tabanının yüzde 50 gibi bir oranının desteğini almış olması ilerideki süreçte ihtimaldir ki anamuhalefeti CHPnin elinden alabilir. Bu seçimde takdir etmem gereken bir diğer parti ise SAADET PARTİSİdir. görüldüğü üzere hazineden maddi destek almadan girdiler seçime. birçok sağlam projelerini de sundular. Medyatik destek az olmasına karşın 7-24 çalışma gösterdiler fakat Başbakan'ın yerel seçimi bir istiklal mücadelesi gibi söylemesi ve genel seçim gibi belirtmesinden dolayı Saadet partisine oy vermeyi düşünenleri yine vazgeçirmeyi başarmış bulunmaktadır. Çıkan sonuçların vatana millete hayırlı olmasını dilemekle birlikte ittihadi islamın geleceğinin belirleneceği ve suların durulmayacağı önümüzdeki günlerde ülkemizin selameti için dua etmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.
ittihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ittihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mart 2014 Pazar
8 Mart 2014 Cumartesi
Bireyler Aranıyor!!!
Yaşanan bu zorlu günlerde en büyük desteği görmemiz gereken biz, en büyük yarayı açan konumuna geldik. Kimse üzerine alınmasın fakat durum öyle gösteriyor ki birileri tarafından her taraftan olumsuzlanma çağrısı yaydırıldı. Uzun solukta yetiştirilen uyuyan hücreler kim bilir belki de henüz kış uykusundan uyanmadı/uyandırılmadı. Birinlerinin düğmeye bastığını herkes söylüyor fakat önlem alındığına dair yada yaşananları durgun bir zemine çekecek hiçkimse kalmadı.
Bu süreçte Alem-i İslam'ın kilit taşı olan türkiye ve üzerinde yaşayan millete büyük görevler düşüyor. Sanırım süreçle ilgili uykularından önce hergün sadece 5 dakika düşünmeleri, gerekli durumda artıları eksileri yazmaları ve büyük bir silkelenmeye ihtiyaçları var.
Olumsuzlamayla ilgili gecen haftaki yazımda da belirttiğimi yineliyorum. Bizim olumsuzluklardan çok olumlu kısımları görmeye ihtiyacımız var. Bugün Camia'nın da Hükümet'in de yaptığı/yapmakta olduğu olumlu-olumsuz birçok durum sözkonusudur. Fakat unutulmaması gereken bir husus şu ki müslümanlar olarak birbirimizin ayıbını-olumsuz yanlarını-kötü hal, söz ve davranışlarını örtmemiz gerekir.
Bediüzzaman'ın da ihlas risalelerinde ifade etmiştir. "Orada deniliyor ki: “Evet, mü’min kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.
"...Kim, müslümanın aybını örterse, Allahü teâlâ da onun dünya ve ahirette aybını örter. Kişi, arkadaşına yardımcı olduğu müddetçe, Allahü teâlâ da onun yardımcısı olur.) [Müslim]"
Amacının ALLAH'ın rızasını kazanmak olarak ifade etmek kolay söz olsa gerek. Sanırım bunun faaliyete dökülmüş halinin adıdır kusur örtmek ve arabulucu olmak...
Bu süreçte Alem-i İslam'ın kilit taşı olan türkiye ve üzerinde yaşayan millete büyük görevler düşüyor. Sanırım süreçle ilgili uykularından önce hergün sadece 5 dakika düşünmeleri, gerekli durumda artıları eksileri yazmaları ve büyük bir silkelenmeye ihtiyaçları var.
Olumsuzlamayla ilgili gecen haftaki yazımda da belirttiğimi yineliyorum. Bizim olumsuzluklardan çok olumlu kısımları görmeye ihtiyacımız var. Bugün Camia'nın da Hükümet'in de yaptığı/yapmakta olduğu olumlu-olumsuz birçok durum sözkonusudur. Fakat unutulmaması gereken bir husus şu ki müslümanlar olarak birbirimizin ayıbını-olumsuz yanlarını-kötü hal, söz ve davranışlarını örtmemiz gerekir.
Bediüzzaman'ın da ihlas risalelerinde ifade etmiştir. "Orada deniliyor ki: “Evet, mü’min kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.
"...Kim, müslümanın aybını örterse, Allahü teâlâ da onun dünya ve ahirette aybını örter. Kişi, arkadaşına yardımcı olduğu müddetçe, Allahü teâlâ da onun yardımcısı olur.) [Müslim]"
Amacının ALLAH'ın rızasını kazanmak olarak ifade etmek kolay söz olsa gerek. Sanırım bunun faaliyete dökülmüş halinin adıdır kusur örtmek ve arabulucu olmak...
1 Mart 2014 Cumartesi
Fe eyne tezhebûn!
Hararetli tartışmaların yaşandığı bugünlerde yazılarını uzun zamandır takip ettiğim ve fikirlerine değer verdiğim gazeteci-yazar İbrahim Tenekeci'nin "Bu Gidiş Nereye" adlı yazısını çayımı yudumlarken okudum. farkına vardığım ve üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğine inandığım bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. İbrahim Tenekeci'nin ısrarla üzerinde durduğu husus şu ki pire için samanlığı yakmamak gerektiği ve yıkıcı değil yapıcı olunması gerektiğidir. Bugünler de sona erecek ve geriye dönüp baktığımızda olumsuzlayanlar ve onları olumsuzlayanların, üslubunu bozanların hiç de iyi bir şekilde anılmayacağı ve tarihin kirli bir sayfasında kaybolacaklarını düşünmek için kahin olmaya gerek yok. Fikirlerine değer verdiğim İsmail Hakkı Şengül abimin de dediği gibi islam alemindeki bu gidişatın büyük bir düzlüğe gebe olduğu açıktır ve 5-10 yıl sonrasında ittihad-ı islam adına yapılmış olacak güzel çalışmaların temelinin atıldığı şu günlerde birlik olmak gerekir, hiç olmazsa yapılan hizmetler ve olumlu çalışmalar gün yüzünde tutulup olayları yatıştırmak gerekir. İftiraya maruz kalan bir mümin hakkında bile, hayırlı zanda bulunmak gerekirken, kardeşlerimizin arasını bulup düzeltmekle emrolunmuşken,
“Dağılıp ayrılırsanız, gücünüz gider” diye uyarılırken hala çekişip durmak nedendir?
Unutulmamalıdır ki küfre düşenler dahikonu islam olunca birbirlerine dost olurken;
kardeşlerimiz arasındaki muhabbeti eksilten nedir?
“Dağılıp ayrılırsanız, gücünüz gider” diye uyarılırken hala çekişip durmak nedendir?
Unutulmamalıdır ki küfre düşenler dahikonu islam olunca birbirlerine dost olurken;
kardeşlerimiz arasındaki muhabbeti eksilten nedir?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)